Otoriteye İtaat Nedir?
Otoriteye İtaat, bireyin meşru bir otorite figürünün (uzman, lider, öğretmen, devlet görevlisi veya patron) emirleri, talepleri veya baskıları karşısında, kendi etik değerlerini, vicdanını ve mantığını askıya alarak boyun eğme eğilimidir. 1960 yılında psikolog Stanley Milgram tarafından gerçekleştirilen sarsıcı deneyler, sıradan ve vicdanlı görünen insanındahi, başlarında bir otorite figürü olduğunda başkalarına ölümcül olabilecek acılar çektirmeye ne kadar kolay ikna olabileceğini kanıtlamıştır. Bu durum, insanın doğası gereği şiddet yanlısı olmasından ziyade, sosyal düzen içinde “sorumluluğu üst makama devretme” kolaylığına kaçmasından kaynaklanır.
Sorumluluğun Devri: “Bana Sadece Emredilenleri Yaptım”
Milgram deneyinde katılımcılara, yan odadaki bir kişinin yanlış cevap verdiği her soruda artan oranlarda elektrik şoku vermeleri söylenmiştir. Aslında şoklar gerçek değildir ancak katılımcılar öyle olduğunu sanmaktadır. Yan odadaki kişi acı içinde çığlık atmaya ve durmaları için yalvarmaya başladığında bile, katılımcıların büyük bir kısmı (yaklaşık üçte ikisi), başlarındaki beyaz önlüklü araştırmacının “Lütfen devam edin, deney bunu gerektiriyor” talimatı üzerine en yüksek voltaj seviyelerine kadar çıkmıştır. Katılımcılar bunu yaparken sadistçe bir zevk aldıkları için değil, sorumluluğu kendilerinden alıp otoriteye (“O sorumludur, ben sadece söyleneni yapıyorum”) devrettikleri için bu vahşete ortak olmuşlardır.
Tarihsel ve Günlük Yaşamdaki Yıkıcı Yansımaları
Otoriteye körü körüne itaat, insanlık tarihinin en büyük toplu kıyımlarının, soykırımlarının ve kurumsal skandallarının arka planındaki en güçlü psikolojik motordur. II. Dünya Savaşı’ndaki toplama kampı görevlilerinin mahkemelerde sıkça tekrarladığı “Sadece emirleri uyguluyordum” savunması, bu psikolojik mekanizmanın somut dışavurumudur. Günlük iş yaşamında ise bu durum, etik dışı finansal raporları imzalayan çalışanlarda, hukuka aykırı emirleri sorgulamadan uygulayan alt kadrolarda veya zararlı olduğunu bildiği halde üstlerinin talimatıyla ürün piyasaya süren mühendislerde kendini gösterir. Zihin, rütbenin, unvanın veya makamın arkasına saklanarak kendi vicdani pusulasını devre dışı bırakır.
Vicdani Pusulayı Geri Almak ve Soru Sorma Cesareti
Otoriteye itaat tuzağından kurtulmanın tek yolu, “kurallara veya emirlere uymak” ile “etik değerleri korumak” arasında bir çatışma çıktığında sorumluluğu başkalarına yıkma konforundan vazgeçmektir. Bir kurumda, okulda veya işte çalışırken alınan kararlar veya verilen talimatlar karşısında durup “Bunu sadece birisi söylediği için mi yapıyorum, yoksa mantıklı ve vicdani bulduğum için mi?” sorusunu sorabilmek hayati önem taşır. Gerçek olgunluk ve sorumluluk bilinci, unvanı ne olursa olsun yanlış bir talimat karşısında “Hayır” diyebilme cesaretini gösterebilmek ve kendi kararlarımızın ahlaki yükünü omuzlamaktır.