Biriktirme Bozukluğu (Dispozofobi): Eşyalarla Kurulan Sağlıksız Bağ ve Kopamama

Biriktirme Bozukluğu Nedir?

Biriktirme bozukluğu (kompulsif istifçilik veya dispozofobi), bireyin maddi değerinden veya işlevselliğinden bağımsız olarak sahip olduğu eşyaları elden çıkarmakta, atmakta veya başkalarına vermekte sürekli ve olağanüstü bir zorluk yaşamasıdır. Bu durum, sıradan bir koleksiyonculuk veya “belki bir gün lazım olur” diyerek birkaç eşyayı saklama alışkanlığından çok farklıdır. Koleksiyoncular eşyalarını belirli bir düzen içinde sergilerken, biriktirme bozukluğunda eşyalar düzensizce yığılır ve yaşam alanlarını tamamen işgal eder. Birey, eşyalarla o kadar derin ve çarpık bir duygusal bağ kurar ki, onlardan ayrılma düşüncesi bile şiddetli bir kaygı ve fiziksel acı yaratır.

Eşyalara Yüklenen Anlam ve Kaybetme Korkusu

Bu rahatsızlığa sahip bireyler için eski gazeteler, boş kutular, giyilmeyen kıyafetler veya bozuk ev aletleri çöpe atılacak nesneler değil; kimliklerinin, anılarının veya güvenlik duygularının birer parçasıdır. Eşyaları elden çıkarmama gerekçeleri genellikle “Bunu atarsam anılarımı kaybederim”, “Bu çok önemli bir bilgi içeriyor” veya “İleride kesinlikle buna ihtiyacım olacak ve bulamayacağım” şeklindeki felaketleştirici düşüncelere dayanır. Eşyalar, kişiye sahte bir kontrol ve güvence hissi verir. Bazen de nesnelere insani duygular atfedilir; örneğin eski bir bardağı çöpe atmanın “ona haksızlık veya ihanet etmek” olduğuna dair mantık dışı, ancak kişi için çok gerçekçi olan inançlar taşırlar.

İstifleme Döngüsünün Yaşam Alanlarını ve İlişkileri Felç Etmesi

Biriktirme bozukluğu müdahale edilmediğinde, kişinin evini adeta yaşanılamaz bir depoya dönüştürür. Odalar, yataklar, mutfak tezgahları ve hatta banyolar tavana kadar uzanan eşya yığınlarıyla dolar; evin içinde sadece dar yürüyüş yolları (patikalar) kalır. Bu durum ciddi yangın, enfeksiyon ve hijyen riskleri yaratır. Birey, evinin bu halinden genellikle derin bir utanç duyar ve kimseyi evine davet edemez, bu da onu şiddetli bir sosyal izolasyona sürükler. Eşyaları atmaya veya evi temizlemeye çalışan aile üyeleriyle çok şiddetli, bazen travmatik boyuta varan çatışmalar yaşanır. Kişi, eşyalarını korumak uğruna sevdiklerini ve sosyal bağlarını kaybetmeyi göze alır.

Psikoterapi ile Eşyalardan Değil, Kaygıdan Özgürleşmek

Biriktirme bozukluğu, ailenin veya yetkililerin gelip evi zorla temizlemesiyle çözülecek bir sorun değildir; çünkü kişinin zihniyeti değişmediği sürece ev aylar içinde yeniden aynı hale gelecektir. Zorla eşya atmak, kişide travmatik bir yıkım yaratır. Tedavide Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temel yaklaşımdır. Uzman bir klinik psikolog eşliğinde yürütülen süreçte, bireyin eşyalara yüklediği o abartılı anlamlar ve elden çıkarma korkusunun altındaki inançlar çalışılır. Kişiye karar verme, kategorize etme ve problem çözme becerileri kazandırılır. Kademeli maruz bırakma teknikleriyle birey, önce en az bağ kurduğu eşyalardan başlayarak onları elden çıkarmanın yarattığı kaygıya tahammül etmeyi öğrenir. Bu süreç, kişinin eşyalara olan bağımlılığını kırarak kendi hayatının ve yaşam alanının kontrolünü yeniden eline almasını sağlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir