Disosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB): Bir Bedende Birden Fazla Kimlik

Disosiyatif Kimlik Bozukluğu Nedir?

Eskiden “Çoklu Kişilik Bozukluğu” olarak bilinen Disosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB), bireyin zihninde birbirinden belirgin şekilde farklı, en az iki (genellikle daha fazla) ayrı kimlik veya kişilik durumunun (alter) var olmasıyla karakterize edilen çok ağır bir psikolojik rahatsızlıktır. Toplumda ve medyada sıklıkla şizofreni ile karıştırılır, ancak bu iki hastalık birbirinden tamamen farklıdır. DKB, beynin genetik bir arızasından ziyade, genellikle erken çocukluk döneminde yaşanan aşırı şiddetli, tekrarlayan ve kaçışın imkansız olduğu travmalara (ağır fiziksel, duygusal veya cinsel istismar) karşı zihnin geliştirdiği olağanüstü bir savunma ve hayatta kalma mekanizmasıdır. Zihin, o dayanılmaz acıyı tek bir bedende taşıyamadığı için parçalara bölünür.

“Alter” Kimlikler ve Zihinsel Bölünme

Bu rahatsızlıkta kişinin asıl kimliğine “ev sahibi” (host), zihnin yarattığı diğer kişiliklere ise “alter” (değişmiş kimlik) adı verilir. Alter kimlikler sadece farklı ruh halleri değil; kendi isimleri, yaşları, cinsiyetleri, ses tonları, anıları ve hatta fizyolojik özellikleri (örneğin farklı alerjiler, farklı gözlük numaraları veya sağ/sol el kullanımı) olan bağımsız varlıklar gibidir. Bir alter çok korkak ve çocuksu iken, bir diğeri son derece saldırgan, koruyucu veya entelektüel olabilir. Zihin tehlike hissettiğinde veya belirli bir duyguyla başa çıkamadığında, o duruma en uygun alter bilinçte “direksiyona geçer” (kimlik değişimi) ve bedenin kontrolünü devralır.

Hafıza Kayıpları (Amnezi) ve Günlük Hayata Etkisi

DKB’nin en sarsıcı belirtilerinden biri şiddetli hafıza kayıplarıdır (disosiyatif amnezi). Ev sahibi kimlik, diğer alterlerin eylemlerinden genellikle haberdar değildir. Kişi, nasıl geldiğini bilmediği yerlerde uyanabilir, evinde kendi almadığı eşyalar (örneğin hiç giymeyeceği tarzda kıyafetler) bulabilir veya hiç tanımadığı insanların ona tamamen yabancı bir isimle hitap ettiğine şahit olabilir. Bu “kayıp zamanlar”, kişinin hayatını büyük bir kaosa sürükler. Birey kendi zihninin kontrolünü kaybetmiş olmanın verdiği derin dehşetle yaşar, sürekli aklını kaçırdığını düşünür ve bu durumu çevresinden gizlemek için yoğun bir enerji harcar. Bu tabloya genellikle şiddetli depresyon, anksiyete, kendine zarar verme davranışları ve intihar düşünceleri eşlik eder.

Psikoterapi ile Zihnin Parçalarını Birleştirmek

Disosiyatif Kimlik Bozukluğu, doğrudan ilaçlarla tedavi edilebilen bir hastalık değildir; ilaçlar sadece eşlik eden depresyon veya şiddetli anksiyeteyi hafifletmek için kullanılır. Asıl iyileşme, uzun yıllar süren, son derece zorlu ve bu alanda özel uzmanlık gerektiren bir psikoterapi süreciyle mümkündür. Terapideki temel amaç, o farklı kimlikleri “yok etmek” değil, onların neden ortaya çıktığını (travmaları) güvenli bir ortamda işlemek ve nihayetinde bu bölünmüş parçaları tek, bütün ve uyumlu bir kimlik altında birleştirmektir (entegrasyon). Alterlerin aslında kişiyi geçmişteki o dayanılmaz acılardan korumak için yaratılmış savunma mekanizmaları olduğu fark edildiğinde, birey geçmişiyle yüzleşebilir ve kendi hayatının direksiyonuna tek bir bütün olarak geçebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir