Yeme Bozuklukları Nedir?
Yeme bozuklukları, bireyin yiyeceklerle, kilosuyla ve beden algısıyla kurduğu ilişkinin tehlikeli ve yıkıcı bir boyuta ulaştığı ciddi psikiyatrik rahatsızlıklardır. Toplumda genellikle estetik bir kaygı veya basit bir diyet takıntısı olarak algılansa da, bu durumun kökeninde derin psikolojik acılar, kontrol kaybetme korkusu, düşük özsaygı ve duygusal travmalar yatar. Yeme bozuklukları sadece fiziksel sağlığı tehdit eden bir beslenme sorunu değil; bedeni bir savaş alanına, yiyecekleri ise birer düşmana veya duygusal uyuşturucuya dönüştüren şiddetli bir zihinsel tutsaklık halidir. En sık karşılaşılan klinik tablolar Anoreksiya Nervoza ve Bulimiya Nervoza’dır.
Anoreksiya Nervoza ve Beden Algısındaki Bozulma
Anoreksiya nervoza, bireyin kilo almaktan aşırı derecede, adeta fobik bir boyutta korktuğu ve bu uğurda kendini tehlikeli düzeyde aç bıraktığı bir rahatsızlıktır. Bu hastalığın en çarpıcı özelliği beden algısındaki (beden dismorfisi) ağır bozulmadır; kişi aynaya baktığında ne kadar zayıflamış olursa olsun, kendini sürekli kilolu ve kusurlu görür. Yiyeceklerin kalorileri, tartıdaki rakamlar ve öğünleri atlamak zihnin tek odak noktası haline gelir. Birey, hayatındaki belirsizlikler veya duygusal krizler karşısında kontrol edemediği şeyleri bırakıp, sadece kendi bedeni ve boğazından geçenler üzerinde mutlak bir kontrol kurarak sahte bir güç hissi elde etmeye çalışır. Müdahale edilmediğinde, anoreksiya organ yetmezliğine ve ölümcül sonuçlara yol açabilen en tehlikeli psikiyatrik rahatsızlıklardan biridir.
Bulimiya Nervoza ve Tıkınırcasına Yeme-Arınma Döngüsü
Bulimiya nervoza, kişinin kontrolü tamamen kaybederek çok kısa sürede aşırı miktarda kalori tükettiği “tıkınırcasına yeme” krizleri ve hemen ardından gelen şiddetli suçluluk duygusuyla bu kalorilerden kurtulmaya çalıştığı “arınma” (telafi) davranışlarıyla karakterizedir. Kişi yeme krizi sırasında adeta transa geçer ve fiziksel acı hissedene kadar yemeye devam eder. Krizin ardından hissettiği o devasa pişmanlık, utanç ve kilo alma korkusuyla başa çıkabilmek için kendini kusmaya zorlar, aşırı dozda laksatif (müshil) ilaçlar kullanır veya kendini cezalandırırcasına saatlerce ağır egzersizler yapar. Bulimik bireyler genellikle normal kilolarında veya normalin biraz üzerinde oldukları için, bu yıpratıcı ve gizli döngü çevreleri tarafından yıllarca fark edilmeyebilir.
Psikoterapi ile Bedenle Yeniden Barışmak
Yeme bozuklukları, kişinin iradesiyle veya “artık normal yiyeceğim” demesiyle aşılabilecek bir durum değildir; tıbbi ve psikolojik müdahalenin eş zamanlı yürütüldüğü çok disiplinli bir tedavi gerektirir. Tedavide Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve kişinin kök inançlarını hedef alan Şema Terapi oldukça etkilidir. Uzman bir klinik psikolog eşliğinde yürütülen süreçte, bireyin yiyeceklere ve kiloya yüklediği o çarpık ve felaketleştirici anlamlar yeniden yapılandırılır. Terapide asıl hedef kilonun düzeltilmesi değil, yeme davranışının altında yatan duygusal açlığın, değersizlik hissinin ve mükemmeliyetçiliğin tedavi edilmesidir. Birey, duygularını bastırmak veya hayatı kontrol etmek için bedenini cezalandırmak yerine, kendi bedeniyle şefkatli ve güvenli bir bağ kurmayı öğrenir.